Gezi Notları PDF Yazdır e-Posta

Gezi Notları

8 Mayıs 2010 Cumartesi sabahtan Ömer Küçükağa ile yola çıktık. Altı gün boyunca dolaştık hayatımın en zevkli anlarından olduğunu söyleyebilirim. İkimizde de fotoğraf makinesi yok, bende cep telefonu da yok. Altı gün boyunca sadece Sinop?ta otelde kaldığımız gece televizyonu iki dakika, Baykal?ın hovardalıklarını meziyete çevirme sahtekârlıklarını izledik ve şaşırdık. Bunun dışında Karabük, Safranbolu, Bartın, Amasra, Cide, Kastamonu, Boyabat, Sinop, Erfelek, Ilgaz?ın tarihi, doğal zenginliklerini gezdik.

Yol boyu değişik konularda konuşmalar yaptık. Ömer Ağabey; nasihatler etti, ikazlarda bulundu, geçmişi çokça konuştuk zaman zaman yeter artık dedik. Gelecekle alakalı düşüncelerini söyledi.

İlk önce Karabük?e vardık; bende hiçbir iz bırakmadı, beton ve demir yığını bir şehir. Şehri biraz turaladık, bakıp görülecek yerinin olmadığına kanaat getirdik, en azından bizi çeken bir tarafını bulamadık. Yarısı beton diğer yarısı demir olan bir şehir. 

 

Kentin uzunca caddesini katederek Safranbolu?ya geçtik.

 

SAFRANBOLU

 

Şehre ilk girişimizde Ömer Ağabey, önce bir şehir turu atalım dedi ve öyle yaptık. Şehre söyle tepeden bir baktık. BİM?e uğradık kahvaltılık malzeme aldık.  Öğle namazını ormanlık tarafındaki yüksekçe bir yerde olan camide kıldık. Sonra şehir merkezine inerek ?Eski Çarşı? ya geçtik. 48 odalı Cinci Han?ın önünden geçerek 1994 yılında Unesco tarafından Dünya Miras Listesi?ne alınarak Dünya Kenti olmuş bu ilçede, Eski Safranbolu?yu 360 derece alabildiğine seyredebileceğiniz mekan olan ?Hıdırlık Tepesi?ne girişte kişi başı cüzi bir para ödeyerek aldığımız makbuzla çıktık.

Oradan bakınca, Çarşı kısmı vadilerin yan yamaçlarında bulunur, tarih içinde şekillendiğini görürsünüz. Sanki deniz oraya kadar gelmiş ve geri çekilmiş bir zehaba kapılırsınız.  Tepe bakımlı ve güzel.

Çarşı?ya tekrar indik bu sefer bize bir park yeri gösterdiler, arabayı oraya park ettik

Köprülü Mehmet Paşa Camii?ne ikindi namazını kılmaya gittik. Sadrazam olmadan önce Köprülü Mehmet Paşa bir dönem Safranbolu?da ikamete tabi tutulmuş, sonrasında bir cami yaptırmış ve bu cami 1661 yılında ibadete açılmıştır.

Cami, Çeşme Mahallesi'nde, Safranbolu Çarşı?sının içindedir. Diğer örnekler gibi, bu yapının da yazıtı yoktur. Ancak yapımını sağlayan Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından gönderilen el yazması bir Kur?an?dan 1661/1662 yılında ibadete açıldığı anlaşılmaktadır. Çarşıdan büyük kemerli bir kapıdan avlusuna girilmektedir. Ayrıca Arasta?ya açılan bir diğer kapısı vardır.  Serin güzel az süslü bir camii.

Çıkışta arka bahçe kapısının hemen yanındaki tesiste hafif bir şeyler atıştırdık ve çayımızı içtik. Çarşıyı gezdik, rengarenk turistlere yönelik eşyalar. Şehrin tüm dizaynı turistlere yönelik, çok zarif, uyumlu vitrinleri var. Tarihi yapıyla iyi uyum sağlamıştır. Kendinizi tarihte yolculukta sanırsınız.

Cinci Han, Anadolu topraklarındaki yüzlerce kervansaraydan biridir. Padişah l. İbrahim (Deli İbrahim) döneminde Safranbolu esnafından Karabaşzade Hüseyin Efendi (Cinci Hoca) tarafından 1645 yılında bir mimara yaptırılmıştır. 48 odalı bir handır. Şehrin en merkezi yeridir ve çok canlıdır. Park yeri bulmak zordur. Hanın önünde hippi tipliler bir şeyler çalarak milleti başına toplamışlar ve para alıyorlar.

Akşam oldu bir pansiyona kapağı attık, arabamızı da yakındaki bir otoparka bıraktık. Biraz dinlendik akşam namazını pansiyonda kıldık ve dışarı çıkarak şehri biraz gezdik, bir çorba içerek o geceyi geçirdik.

Pansiyondaki adam bize iyi ilgi gösterdi, muhabbete daldık, ülkenin geleceğiyle alakalı endişelerini dile getirdi, Kürt açılımın sonu bölünme olacağını, İstanbul?u dünya şehri ilan ederek elimizden alınacağını iddia etti. Biz de eğer bu hamleler olmazsa, Türkiye içine kapanırsa, eski tarza devam ederse asıl o zaman memleket bölünür dedik. İlk defa Elazığlı olmak işime yaradı, memleketimin milliyetçi- dindar ve yiğit insanların diyarı olduğunu söyleyerek bana iltifat etti.

9 Mayıs, sabahtan kalktık, bu sefer yeni şehir tarafına geçtik. Sora sora Bulak Mağarası'na gittik. Şehrin dağ tarafında, yüksekçe bir yerde bize verilen bilgiye göre mağaranın aslı 6 km imiş lâkin elan 400 metresi ziyaretçilere açık. Altından ırmak aktığını söylerler ama biz göremedik.

İçerisini gezince yer altında ilahi bir fırçayla çizilmiş bir şekil görürsünüz. Tahta merdivenlerden çıkarsınız ve içeriye girersiniz, benim çok mağara görmüşlüğüm yok lakin Tarsus?taki Ashab-ı Kehf mağarasından daha ibretlik bir yer. Yemyeşil bir ormanın içende oluşu da ayrı bir güzellik katıyor.

Tam çıktık gidiyoruz yanımızı iki kişi peyda oldu, önceden bizi takip ediyorlarmış, şehrimize hoş geldiniz dediler hoş bulduk dedik. Bizi daha önce takip ettiklerini fark ettik fakat oralı olmadık. Sonra polis olduklarını söylediler. Ben, mağaradan bazı şeyleri çalan mı olur diye sordum, hayır dediler, çünkü mağaranın içine kadar bizi takip ettiler. Neyse polislerden ?Kent Orman?ı sorduk bize tarif ettiler bir daha göremedik.

Şehrin üst tarafında yüksek bir yerde. İçeriye araba sokmuyorlar. Kenara arabayı çektik, kahvaltımızı hazırladık ve kahvaltı yaptık. Sonra ormanın içine girerek dolaştık. Ayrıca hakim bir tepe üstünde, seyirlik bir yer yapmışlar. Oraya çıktık şehir tümüyle ayaklarınızın altında. Kuşbakışı bir daha baktık ve tekrar şehre indik. Bir gün önce namaz kıldığımız camii gittik mevlit varmış. Sıcak ekmeği poşete koyup yanına da başka bir şey ilave edip camiden çıkana veriyorlardı. Bize kimse bir şey vermedi. Gözümüz de kaldı. Ömer Ağabey?i bilmem ama ben garipsedim.

 

BARTIN

 

Bartın?a gidelim mi? Gitmeyelim mi? Diye biraz istişare ettik şehre girmeye karar kıldık. Şehre giriş levhasını takip ettik, meğer arka taraftan mahalle içinden daha doğrusu eski yerden girdik. İyi de oldu şehri gezmiş olduk. Şehrin merkezine varır varmaz. İyi ki gelmişiz dedik.bartin

 

Şehir temiz ve oturmuş bir görüntüsü var. İnsanlarında telaş yok, sakin ve rahat bir hayatları var. Biraz dolaştık. Arabaların girmediği güzel bir çarşısı var. Kermes yapılan bir yere rastladık biraz yiyecek aldık kermesten, camiinin hemen yanı başında şirin bir çay bahçesi var oturduk. Cayla bir şeyler yedik ve ikindi namazında camiye gittik.  Çıkışta nuranî yüzlü bir bey efendi beni karşıladı, arkadaşını mı bekliyorsun dedi. Evet dedim, nereden biliyor diye meraklandım, sonradan öğrendim ki Ömer Hoca'yla namazdan önce karşılaşmış. Bizi çay içmeye davet etti. Biraz tereddütten sonra tuhafiye dükkânına gittik.

M. Rıfat Bilgin adında bir zat. 1977 yılında İmam ?Hatip okulunun açılması için çalışmış ve o günden beri devam ediyormuş hizmete. Camiye gitmenin faydasını görmeye başladık. Kim bilir yıllar yılı camilere devam etseydik ne güzel ve ihlaslı insanlarla karşılaşırdık.

Rıfat Bilgin, Büyük Doğu?dan MSP hareketine kadar tüm İslâmî mücadele bulunmuş, mütevazı ve uyanık bir sal dide. Yılların tecrübesi ve çektikleri yüzüne yansımış ve dingin bir insan olarak karşımıza çıkmış.

Bartınlılar, Safranbolululara katırcı derlermiş. Eski çağlarda Bartın?a gelen yükleri katırlara yükleyip şehirlerine götürdükleri için böyle derlemiş. Biz bunda bir küçümseme de var mıdır? Diye sorduk Rıfat Bey Efendi yok yok öyle bir durum yok, sadece bir tesbit dedi. Hemen nezaketini ve dikkatliliğini gösteriverdi. Yanına bir öğretmen arkadaş ve oranın mahalli gazetelerinden birinde çalışan bir muhabir geldi. Biraz geçmişi, biraz Bartın?ı konuştuk ve vedalaşarak Amasra?ya doğru yola koyulduk. Kalbimiz ve gönlümüz o temiz insanda kaldı, ülkenin ne çok temiz ve güzel insanları varmış.

Tatlı ve temiz şehri terk ederek Amasra?ya doğru yola çıktık. Bize dediler ki burada yakıt alın, Amasra?da yakıt yok. Şehri çıkar çıkmaz bir levhaya takıldı Ömer Hoca?nın gözleri parladı, çocuk gibi sevindi, arabayı hemen durdurdu, zaten gezi boyunca tek başına o kullandı arabasını.

Kâzım mutlaka buraya gitmeliyiz dedi. Ne var gidilecek türden bir şeyler söyledim. O geri geri gelerek levhayı bir daha okudu ve tamam dedi buraya gidiyoruz. ?Bartın Küre Dağları Milli Parkı?

 

KÜRE DAĞLARI

kure3

 Dağlara doğru tırmandık, gittikçe bu sefer şaşırma ve sevinme sırası bana gelmişti. Köyler arasından geçerek Milli Park?ın girişine vardık; aman Allah?ım o manzara. Yeşilin her tonu var. Girişte kanyon?u andıran tertemiz suyun gürül gürül akışı ve kayalıklardan akarken köpürmesi bir tabiat harikası. İndik hiç fotoğraf çekmeyen Ömer Hoca, bu sefer cep telefonuyla hem fotoğraf çekiyor hem de kamera olarak kullanmaya çalışıyor ne kadarını becerebildi bilemem.

 

 

 

 

kure2

Girişte uzunca durduk sulara, dağlara, ağaçlara, yeşile.., baktıkça baktık.

Hele o çınar ağaçları, başka bir çeşit görünmeye başladı bana.

Börtü- böcek, kuşların çeşitleri beni büyüledi. Sonra içlerine doğru yol aldık benzimiz azalmaya başladı.

ARIT

Arıt denilen beldeye gittik, orada benzin istasyonu var benzinlikte kimse yok soruşturduk kapatmış. Öğrendik ki, o çevrede benzin istasyonları çok az imiş. Sadece Bartın?da var.arit

Sonuna kadar gitmeye karar verdik koruma altındaki köyleri dolaştık. Köylülerle biraz konuştuk çay içtik. Anladık ki rehber olmadan Valla kanyonu gezilemezmiş.

Geri Bartın?a doğru yol aldık, akşam karanlık olmadan Amasra?ya varmak istiyoruz. Ömer hoca tek başına araba kullanıyor. Bartın?ın girişinde benzimizi aldık çünkü Amasra?da benzin istasyonu yok.

  

(Arıt?tan görüntü)

Yola koyulduk akşam karanlığı çökmeye başlayınca Amasra?ya vardık. Şehir bir renk cümbüşü.

AMASRA

M.Ö. 12 yüzyılda kurulduğu söylenen Amasra, adını Pers prensesi Amastris'ten alıyor.amasra

Fatih Sultan Mehmet'in "Bakacak Tepesi"nden ovaya doğru şöyle bir bakıp "Lala Lala Çeşm-i Cihan bu mu ola" dediği bu şirin tatil merkezinin yer aldığı yarımadanın, iki koyu ve iki adası bulunuyor. Adalardan birine kayıkla ulaşılırken, diğerine tek gözlü Roma yapısı bir kemerle geçiliyor.

Kale ve kiliseleriyle ünlü Amasra?yı Romalı ve Cenovalılar'ın elinden 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet  fethetmiş. Bir kiliseyi camiye çevirmiş.

Bakacak Tepesinden şehre baktık renkler dans ediyor gibiydi.

  

İnişli ve virajlı yoldan şehir merkezine indik. Akşam namazını merkezdeki camide kıldık. Sonra bir otele yerleştik mevsim normal olduğu için oteller boş.amasra2

Yatsı namazı için Ulu Cami?ye gittik orada imam olan Yunus Hoca ile tanıştık. Çok alaka gösterdi. Niçin otele yerleştiniz diye sitem etti. Bizimle otele kadar geldi hocayı herkes tanıyor. Sohbet ettik ve öğlen namazında buluşmak üzere anlaştık.

Sabah namazında Ulu Camiye gitmek istedik fakat otelin dış kapısı kapalı olduğu için çıkamadık, namazımızı otelde kıldık. Denize nazır balkonunda kendimizin hazırladığı kahvaltıyı yaptık. Eşyalarımızı arabaya koyduk ve dolaşmaya başladık.  Önce limana  gittik, birkaç kişi balık tutuyordu, tam sükunet vardı. amasra3

  

Şehir yavaş yavaş canlanmaya başladı. Koyun sahil tarafı, askeriye ait, askeri mıntıkanın yanına kadar gezdik. Turistik eşyaların satıldığı çarşıyı gezdik.

  

Kemerden geçerek adayı gezmek istedik lakin arabamız kemerden geçemediği için köprünün kenarında bıraktık. Adayı dolaştık, tepede bir çay içtik ve Yunus Hocayla buluşmak üzere camiye gittik.

Namazdan sonra Yunus hoca bizi kaleye götürdü. Kalede kiliseden dönme camiye gittik. Eski bir yapı 12 eylül sonrası müzeye çevrilmek istenmiş, Allah?tan engel olmuşlar.

Dönüşte Müftü beyle tanıştık. Yetenekli, aklı başında ve geleceği olan bir gençle karşılaştık. Kıraat ilmine vakıf bir zat. Çevreye yardımcı olmaya çalışan ve yeni yeni hizmet alanlarını açmaya gayret gösteren biri.

Vedalaştık ve Cide?ye doğru yola koyulduk. Araba kullanmamanın kötü bir haslet olduğunu yaşıyorum. Hoş Ömer hoca arabasını kimseye kolay kolay sürdürmez ama olsun benim arabam da olsa netice değişmez. Bu kadar teknik açısından geride durmak zararlı olmaya başladı benim için.

Karadeniz sahili, yeşilin tüm tonlarını önümüze serdi. Virajlı, inişli, yokuşlu yollar hem ağır gitmemize vesile oluyor hem de manzara zaten hızlı gitmemize müsaade etmiyor. Ömer ağabey?e senin yerine ben bakarım diyorum fakat kâr etmiyor, o bir taraftan araba sürüyor, diğer taraftan manzara izliyor. Kamera olsaydı güzel bir çekim olurdu.

 

GİDEROS KOYU

Yolda Gideros Koyuna rastladık. Tepeden baktık sanki özel fırçayla çizilmiş. Çok dik bir inişi var, yolu dar. Kaptan buraya ineriz dedi. Ben olmaz çıkamayız diye ısrar ettim fayda etmedi. Yokuş aşağı indik. Tam dibine vardık. Terk edilmiş harabe birkaç ev var bir iki çocuk, yazın dolarmış. Koyun kenarına indik biraz seyr ettik büyülendik. Küçücük ve bakımsız bir camii de var.

koy

Yüce Allah?ın neler yarattığını bir daha bir daha müşahede ettik. Gezip görmenin kainatı temaşa etmenin insanın Allah?ın büyüklüğünü daha iyi kavradığına kendi adıma şahit oldum. Allah?ım ne büyüksün ve harika şeyler yaratmışsın. Adım başı değişik yaratılmışlar şeyleri bize gösteriyorsun.

Allah?tan yol asfalt değil parke taşı onun için çıkışımız tahminimizden daha rahat oldu.

  

 

  

Cide?ye doğru gidiyoruz, nereden dilime dolandıysa bilemem ben hep Side diye telaffuz ediyorum Ömer ağabey arada bir düzeltiyor ?Side değil Cide? diyor. koy

Neyse vardık Cide?ye uzunca bir sahil şeridi. Şehri dolaştık. Çarşıyı eski çarşıyı arıyoruz. Ömer hocaya göre, bakkal ayakkabıcı, nalbur gibi esnafın olduğu yerler eski çarşı sayılır. Şehri iki defa dolaştık. Bir iki tarihi yapı gördük vakit daralıyor biz o geceyi Kastamonu?da geçirmek niyetindeyiz.

Kastamonu?ya doğru yola çıktık. Küre dağları oralara kadar uzanıyor. Dağa tırmandıkça çamlık orman daha bir belirginleşti. Koca koca çam ormanları. İnişli çıkışlı virajlı yollar kaptanı hayli yoruyor. Biz hem konuşuyoruz hem yolculuk yapıyoruz. Fakat yolda en çok yaptığımız şey Kur?an dinlemek. Yol boyu bazı cüzleri ikişer defa olmak üzre 16 cüz dinledik.

Ömer hoca, kıraat olarak bazı Kur?an okuyucularının kendilerini çok sıktığını halbuki rahat okumak daha güzel ve tabiidir, kanaatini sık sık vurguladı. Dinlediğimiz hafız da o hususta öyle. Çok sade, rahat ve akıp gider bir okuyuşla okuyor. İnsanın o hafızı taklit edesi geliyor.

Akşam karanlığı bastı biz yola devam ediyoruz birkaç ilçeden geçtik yolda durup yemek yiyeceğiz uygun yerlere de rastlayamadık. Sadece ikindi vakti bir yerde mola verdik namaz kıldık merkez lokantasına gittik bir şeyler atıştırdık. Şirin temiz ve güzel bir yerdi.

Bu seyahatimizde yemek sanki programımızda yoktu. Çok az yemek yedik ve yemek için asla zaman kaybetmedik. Safranbolu?da markette yaptığımız alış- veriş bizi tekrar İstanbul?a kadar getirecek. Altı elma aldık iki kişi altı gün bitiremedik. Sanki Allah, özel bir bereket vermişti nevalemize.

KASTAMONU

Geç vakit Kastamonu?ya vardık bir otele yerleştik. Oteller boş olduğu için her yerde pazarlık ediyoruz. Genelde Ömer ağabey pazarlık ediyor ben beceremiyorum.

Sabah namazını Nasrullah Camii?nde kıldık. Hani Mehmet Akif?in vaaz ettiği meşhur camii.nasrullah_camii

  

Kastamonu?yu iyi görmek için ya Kale?ye çıkmanız gerekir veya Saat Kulesi?ne. Biz de Kale?ye çıktık, şehre yukarıdan kuşbakışı baktık. Derli toplu ve tarih kokan bir şehir.

  

Doğrusu ilk defa gittiğim bu şehri tahminimden daha İslamî kimliğe sahip buldum. Nedense zihnimde Kastamonu?ya karşı bir olumsuzluk vardı, öyle olmadığını gördüm. Tam bir Osmanlı şehri buram buram tarih kokuyor. İnsanları gayet medeni ve tipik bir Anadolu insanı.kastamonu_kalesi

  

  

Çok fazla tarihi mekan var. Kale?den indikten sonra tarihi birkaç yer gezdik. Şehrin girişinde turistik ve tarihi yerleri gösteren levhalar arasında ?Üstad Bedii Zaman Said Nursi? nin kaldığı ev diye bir levha da var.

Heyhat bir zaman terörist muamelesi gören Said Nursi bugün turist çeken bir adama dönüştü. Devlet nereden nereye gelmiş.

Belediye ayrıca Üstadın öğrencilerinden M. Fevzi  efendi adına bir kültür evi açmış.

Aşağıya indik Said Nursi?nin kaldığı ve Kastamonu Lahikası?nı yazdığı evi gezdik. Hazretten kalan birkaç parça giysi, divit, kendi el yazısından örnekler. Cenaze namazına katılmış kalabalık insanların fotoğrafları?

saat_kulesi

Bir genç tahsis edilmiş alt katta risale dersleri yapıyorlar üst kat ziyaretgah olarak kullanılıyor. Ömer hoca, bak dedi kurumsallık böyle bir şeydir. Bir adam tayin ediyorsunuz ve geleneği sürdürüyorsunuz. Herkes bunu yapmaz veya yapamaz. İslamcılar bu tür işleri hafife alırlar ve de beceremezler? benzeri şeyler söyledi.

Şehrin orta yerinden bir su akıyor, üzerinde köprüler var, buna ırmak denilmez dere gibi ama güzel bir şekilde düzenlenmiş etrafı tarihi duvarlarla örülü ortasında su akıyor, suyun yanlarında yeşillik var. Belli yerlerde fıskiyeler yapılsaydı daha güzel olurdu.

Vakit kaybetmeden yola devam, yeni hedefimiz Sinop. Haritadan nasıl gideceğimize baktık, sonra Taşköprü, Boyabat üzerinden gideceğimizi kararlaştırdık. Önceden güzergahın belli olmayışı hem heyecan veriyor hem de rahatlatıyor.

 

TAŞKÖPRÜ

Taşköprü güzel temiz ve küçük bir kasaba. .Köyleri ile birlikte nüfusu 46.000 kişidir. Taşköprüzadenin izleri pek görünmüyor. Ama şehir çok düzgün ve temiz, aynı zamanda bakımlı. Yemyeşil bir belde haline getirilmiş belediye belli ki iyi çalışıyor.

  taskopru

O gün oranın pazarı imiş, şöyle bir tur attık, göreceğimiz yerleri gördük fazla vaktimizi almadı. Ana yola çıktık devam.

Şehre varmadan tuğla ocak- fabrikaları gördük. Harıl harıl çalışıyorlar, toprakları alıp götürüyorlar yerler çukurlaşmış, açılacak o çukurlar daha sonra nasıl düzenlenecek ekin ekilmeye elverişli hale getirilecek mi getirilemeyecek mi belirsiz.

BOYABAT

Boyabat?a vardık.  Daha tarihi bir şehir nüfusu kalabalık fakat temiz bir şehir değil.

  boyabat

Doğrusu lokantalarında yemek yemek insanın içinden gelmiyor. Acıktık oranın meşhur yemeğini istedik ama tam yediğimiz söylenemez. Namaz için abdest almak için tuvaletini gitmek istedik gidemedik dışarıda abdest aldık.

  boyabat2

Kalesi var, bakımsız. Şehrin eski yerlerini gezdik çok karmaşık bir şehir. Diyebilirim gezdiğimiz yerlerin en berbatı. Belediye çalışmıyor, imkanları nedir bilemem fakat şehre uygun bir işleyiş yok.

  boyabat_kalesi

Fazla vakit harcamadan Sinop?a doğru yola devam?.

SİNOP

Yolu birkaç kilometre gittikten sonra inşaat gibi harıl harıl yol yapımı var. Gidiş geliş yol yapılıyor, bir gün tam biterse çok düzgün yol olacak. Oldukça zahmetli bir yolculuktan sonra Sinop?a vardık.sinop3

Yorgunluk çarçabuk bir otele yerleşmemize vesile oldu. Ömer hoca çok yorgundu çünkü tek başına ve durmadan araba kullanıyor, ayrıca eklem romatizması da zaman zaman nüksediyor.

Namazlarımızı kıldık. Ben biraz dolaştım, şehre biraz göz attım. Akşam namazında Alaattin Camiine gittik çok eski bir cami mimari yapısı da Selçuklu. Dar ve uzun. 62 metre genişliği 22 metre uzunluğu. Levhada öyle yazıyor ibadete açılış tarihi 1204. sinop

Ömer hoca bunun uzunluğu 22 metre yoktur dedi, ısrar etti ve adımlamaya başladı. Sonra tekrar hesapladık arka cemaatle beraber 22 metre olabileceğine kanaat getirdik.

Şehir çok sakin kışın nüfusu 39.000, yazın 150.000 buluyor. Evler oteller yazın gelecek yazlıkçılara göre hazırlıklar yapıyor. Kime selam verirseniz size uygun ev, pansiyon otelden bahs ediyorlar. Şehrin insanı mülayim ve hoş görülü.

Şehir merkezinde trafik ışıkları yok, fakat herkes hakkına riayet ediyor keşmekeşlik de yok. Akşam serinliğinde minibüse bindik bir şehir turu yaptık.

  sinop2

  

Saban erkenden şehri gezmeye başladık önce, kalesini gezdik bazı yerler kapalıydı. Sonra tarihi limana gittik, yasak yerlere girdik çıktık. Sonra tarihi zindanlarını gezdik. Zindanı gezmek fazlaca vaktimizi aldı. Zindanda kalan meşhurların listesi var, onları uzunca inceledik, tek tek zindan odalarını ve bölümlerini gezdik. O sırada da film çekiliyordu bizi film setlerinin çekildiği yere sokmadılar. Zalimliklerin simgesi olan zindanlar, bir nevi kötü hafızalarımızdır.

  

 

 

 

  

  

Adanın çevresini arabamızla dolaştık. Tam tepede durarak Karadenizi doya doya seyrettik. Şehri biraz daha gezerek turistik yerleri dolaştık. Tahminimden daha fazla tarihi eseri olan bir şehir imajı aklımda kaldı.

Kaldığımız otelde yol boyu hiç izlemediğimiz televizyonda Baykal?ın kaset skandalını duyduk. Bu arada hoca Efendi üzüntülerini dile getirdi. Bir İslam alimi gayr-i meşru bir fiil işleyen birine sahip çıkıyordu tuhaf  bir dünya.

Bu sefer Erfelek ve şelalelerini görmek üzere Sinop?tan ayrıldık.

ERFELEK

Erfelek şehir merkezine gittik tipik bir Anadolu kasabası, sade sakin ve esnaf dükkanın önünde müşteri bekliyor. Öğle namazı vakti gelmiş namaza gittik kendine ait bir mimari tarzda yapılmış camii var. 

Namazımızı kıldık, sonra şehrin orta yerinde tüpümüzle çay demledik ve esnaftan sandalye alarak yemek yedik. Ben tek başıma olsaydım sittin sene geçseydi bunu yapamazdım.  

Bu sefer şelalelere doğru yola koyulduk. Menzilimize varmadan yolda  Erfelek Barajına vardık. Arabayı yolun kenarına çekti Ömer Hoca arabayı stop ettirdi, indik sessizliği dinledik. Sadece su ve kuş sesleri vardı. Biraz dinledik dinlendik. Yeşilin aksi suya yansımış su yeşile dönüşmüş. Yüce Allah tüm güzellikleri ayağımızın altına adeta sermiş ve bu nimetlerin şükrünü nasıl eda edeceğimizi bize göstermek istiyor gibi geldi bana.

Kainatın güzelliklerinden anlayamayan ve bu harika tabiattan haz duymayan, bunda Allah?ın eserlerini, büyüklüğünü göremeyen, yaratıcıyı yok sayanları düşündüm.

Allah?ım bize yarattığın nimetlerden yararlanmayı ve onların şükrünü eda etmeyi nasip eyle, Senin azametini, büyüklüğünü fark edenlerden eyle diye içimden dua ettim.

  

Barajdan bir görüntü 

erfelek

Şelalelere vardık. Ömer Hoca çok yorgun ve hastalığın nüks etme endişesi var. Dedim ki ben biraz dolaşacağım sen burada dinlen. Olur dedi zaten yorgunum. Ben şelalelerden yukarı doğru çıkmaya başladım 45-60 dakika yürüdüm hoca tek kalmasın diye geri döndüm. Çıkarken yokuş ve suyun aktığı yerden gidiliyor. Genelde rehberle gidiliyor, ben tek çıkıyorum, yer yer  halatlardan merdivenler yapmışlar onlara tırmanarak çıkıyorsunuz. İniş daha zor ve tehlikeli neyse indim, baktım Ömer Hoca yok orada olanlara sordum dediler ki dağa çıkmış.

1,5 saat sonra geldi, dayanamamış kendini dağa vurmuş. Eklem romatizması sol eline vurdu ve ellini uzun zaman kullanamadı, tek elle araba sürdü. Şoförlük bilmediğime hayatımda o kadar hayıflanmadım dersem doğrudur.

Şarıl şarıl akan tertemiz ve buz gibi sudan abdest aldık ikindi namazını kıldık. Orada birer çay içtik, oranın esnafı yaza hazırlık yapıyordu ve henüz mevsimi tam gelmemişti. Geceyi orada geçirelim mi yoksa geri Kastamonu?ya mı gidelim diye istişare ettik geceye kalmadan yola çıktık. (Abdest aldığımız yer)

erfelek_selalesi

 erfelek_selalesi2

Yola çıktık, geldiğimiz yerden dönmedik kestirme yoldan gitmeye karar verdik. Yolda bir köy camiinde ihtiyaç için girdik bir de baktık ki, caminin yapımında emeği geçen Şişli belediye başkanı Sarıgül?e teşekkür eden bir levha var. Oralarda bir Sarıgül fırtınası esiyor. Çare Sarıgül afişleri duvar yazılarına rastlamak normal.

Acaba bu adam gelecekte CHP başına geçerse veya ayrı bir parti kurarsa Türkiye?de yeni bir siyaset yolunu açabilecek mi? CHP?nin o soğuk ve sert simasını değiştirebilecek mi? Buna müsaade edecekler mi? Sorularla oradan ayrıldık.

  

Ver elini Kastamonu, akşam vakti geç olmasına rağmen Kastamonu?dan ayrıldık, niyetimiz Ilgaz?da gecelemek. Şehrin çıkışında arabamız hararet yaptı, benzin istasyonunda biraz bekledik usta aradık neyse ki çok ciddi bir arıza yokmuş,devam ettik.

 

ILGAZ

Gece karanlığı bastığı için Ilgaz Dağına çıkmadık dağı geçtik Ilgaz kasabasına indik. Sessiz ve sakin şehri turaladık yatacak otel yok, daha doğrusu şehirde otel yok.

ilgaz

Öğretmenevine gittik orada gece konakladık yatsı namazı kıldık kıble tayininde ihtilafa düştük sabah olunca Ömer Hoca haklı çıktı. Duş aldık, kahvemizi içtik çünkü otellerde de kendi çay ve kahvemizi içiyoruz.

Sabah kalktık kahvaltımızı  öğretmenevinde yaptık gündüz gözüyle küçücük şehre bir göz daha attık, bu sefer gerisin geri Ilgaz Dağlarına döndük. Dağın tepesine çıktık turistik oteller müşteri bekliyor. Biz kenar bir yerde arabamızı park ettik yukarı doğru tırmandık karın olduğu yere gittik biraz kar yedik. Biraz karla oynadık iyice üşüdük geri geldik arabamızın yanında çayımızı demledik bereketli kahvaltılıklarımızla kahvaltı yaptık. Kuş sesleri, çam kokusu ve karların erimesiyle akmaya başlayan su sesleri birbirine karışıyordu. Böyle bir manzarada biraz dinlendik.

ilgaz2

Ilgaz çamları benim görebildiğim en iyi, en iri, uzun ve en düzgün çam ağaçlarıdır. Oralarda kendini saklarsan eğer bir ömür boyu kimse seni bulamaz. O kadar geniş ve büyük bir alan.

 

Geri dönmeye karar verdik ve döndük.

Ülkeme bu kadar yabancı olduğumu ilk defa bu gezide anladım. Türkiye?nin büyük bir kısmını görmüş birisiyim lakin ilk defa sadece gezmek ve çevreyi tanımak niyetiyle seyahate çıkıyorum. Bu bende bir iç muhasebeye yol açtı.ilgaz3

Ayrıca Ömer Küçükağa ile seyahat etmek de bir ayrıcalık Allah ona da bana da hayırlı ve güzel ömürler ihsan eylesin.

 

 

 

 

 

k_saglam

Yeni Kitabımız Çıktı

egri_agacin_golgesi

Son Eklenenler

TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI - 3
Ülke- Bölge İlişkileri Beynelmilel ...
TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI -2
TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZ...
YENİ AHVAL - 2
(20 Temmuz 2025, Pazar) KUŞATMA ve KAR...
YENİ AHVAL
(24 Haziran 2025, Salı) Kişiler olara...
YEREL SEÇİM SONRASI ÜLKENİN AHVALİ
(1 Nisan 2024, Pazartesi) Yerel seçim ...
İNSAN KENDİNİ KEŞFEDEBİLİR Mİ?...
(26.01.2024, Cuma) Her kişi, 'önce ke...
MİLLİYETÇİLİK- MUHAFAZAKARLIK- ÜMMETÇİLİK
(Yerellik 'Yerlilik' - Muhafazakarlık -...
EY EHL-İ İSLAM, UYAN!
(06.11.2023, Pazartesi) Ey dünyayı g...

Kimler Sitede

Şu anda 15 konuk çevrimiçi
Üyeler : 3
İçerik : 660
Web Bağlantıları : 5
İçerik Tıklama Görünümü : 7723446
< ?php if( JRequest::getVar( 'view' ) == 'article' ): ? > < jdoc:include type="modules" name="socialwidget" /> < ?php endif; ? >